top of page

Annem Huriye Ay İçin

Biraz daha kal, falına bakacağım, derdi kalmam için. Gitmem lazım, dediğimde, ne olur, biraz daha kal,diye yalvarırdı. Yine de kalamazdım. Yine geleceğim, diyerek gönlünü alırdım. Ne zaman, diye sorardı. İlle de bilmek isterdi. Ne zaman?

Zamanın kendisi için çok daraldığını biliyordu. Biz, hala hayatta ve geride kalan çocukları ise (Aysel, Ekrem, Mircan, Samiya), onun ölümsüz olduğunu, hepimizi mezara götüreceğini sanıyorduk. Zaman bizim için önemli değildi.


Ben ne yapacağım, derdi sık sık. Artık rahat hareket edemeyen bedenine hapsolmuş ruhu acı içinde

soruyordu: Ben ne yapacağım?Ben öllecek miyim, diye soruyordu sık sık. "Annecim, hepimiz öleceğiz fakat şimdi yaşıyoruz. Şimdi, şu an hayattayız. Şimdi hayattasın. Bunu düşün. Şimdi buradayız". Biraz rahatlardı. Gel seni bir öpeyim derdi. Ama daha yeni öptün anne, şimdi yerimden kaldırma beni. Yoruldum yolda, derdim.

Yüzüme bakıp, çok güzelsin, ne kadar güzel olduğunu biliyor musun, dediğinde ise bilmiyorum, hem ne

önemi var, geçici her şey, derdim. Şimdi, o yok ya, kıymetini bilemediğim bu muhabbetler ne kadar önemli geliyor. Güzel olmak veya olmamak değil de, kimsenin bana bu sözleri onun gibi söylemeyecek olması gerçeği, kimsenin beni onun gözleriyle görmeyecek oluşu gerçeği. Giydiğim bir giysiye duyduğu hayranlığı ifade ediş biçimi, kıskandığını alenen dile getiriş biçimi ve hatta onu benden istemesi nasıl da önemliymiş.

Şimdi saçlarını tarayıp ördüğüm, omzuna battaniye koyduğum (Mircan’ın battaniyesi, derdi) berjeri boş. Annemin evine gittiğimde boş berjere bakıyorum. Şimdi artık çektiğim fotoğraflarından bana bakıyor, türküler söylediği videolarından sesleniyor. Hala mis gibi kokusu burnumda.

Onu sıcakken, bedeni soğumadan görmek istiyorum. Lütfen izin verin morga gireyim, dedim hastanede. Girdim ve gördüm. Doksanüç yaşına rağmen hiç kırışmamış ipeksi tenine gözyaşlarımla dokundum, öptüm. Hala sıcaktı ve hala mis gibi kouyordu fakat kendisi orada yoktu. Fenalaşan erkek kardeşim Ekrem’e , kendisi burada değil. Artık her yerde bizimle olacak, dedim fakat öyle desem de bu avuntu yeterli olmuyor.

Annem Huriye Ay’ın destansı öyküsü “Gece Karanlık Çekirge ve Sen” adlı kitabımdadır. Yalnızca güzelliği değil, sesinin güzelliği ve çok güçlü enerjisi ile de bilinirdi.

Benim için ölmedi. 21 Ağustos 2022 günü sabaha karşı yeni yolculuklara, varoluş biçimlerine, imkanlara, maceralara yelken açtı. Ayrılıktan, bilinmeze gidişten çok korkuyordu.

Onun sesi bendedir. "AĞITLAR" albümümü anneme adıyorum. Yıllar boyunca çeşitli albümlerimde, canlı performanslarımda icra ettiğim ağıtlarımdan bir seçkiye yeni ağıtlar ekleyerek bu albümü sunuyor, annemin ve terk-i diyar etmiş tüm sevdiklerimin ruhlarını selamlıyorum. Onları düşünmeden hiç şarkı, türkü, ağıt söylemedim.


Annemin sesi bendedir. Ona teşekkür ederek, bu ağıtlarla seslenip, bu albümü annem Huriye Ay’a adıyorum. 20 Kasım 2022 günü ağıtlarıma erişebileceksiniz. Ancak burayı tıklayarak şimdiden ön kayıt yapabilirsiniz.

Etiketler:

Comments


Featured Posts
Recent Posts
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic
bottom of page