Herkes İçin Zen: Denizi Bulan Balık

Herkesin kolaylıkla idrak edebileceğini düşündüğüm harika bir Zen kitabı. Çok sevdiğim filozof Alan Watts tarafından çocuklar için yazılmış tek kitap fakat ben, yetişkinlerin de okumasını salık veririm.

Hem kendi çalışma masamda okuyarak videosunu hazırladım, hem de buraya tamamını alıntıladım.

Bana iyi geldiği kadar size de iyi gelmesini dileyerek paylaşıyorum.


"Bir zamanlar, Büyük Deniz'de yaşayan bir balık vardı.

Büyük Deniz dışında hiçbir şey bilmeyen sıradan bir balık olduğu için de,

Büyük Deniz'in içinde olduğunun da farkında değildi.

Suyun içinde hareket ettiğinin farkında olmadan

aşağı-yukarı yüzer, kendi çevresinde dönerdi.

Çünkü su şeffaftı; nereye gitmek isterse istesin, burnunun doğrultusunda yüzer, arkasında kalan

su kütlesini kuyruğuyla iter ve ilerlerdi.


Su olmadan ne yaşayabilir, ne de yüzebilirdi, ama tüm bildiği buydu ve boşlukta da böyle hareket edebileceğini düşünürdü.


Bu, diye düşündü,

belli ki çok akıllı olduğu içindi.






Sonra başka bir şey daha oldu.

Siz de bilirsiniz; nefes almak ya da bisiklete binmek gibi bir şey hakkında düşünmeye başladığınız zaman otomatik olarak kafanız karışmaya başlar.


Bu balık için de aynıydı.


Yüzerken kafası karışmaya başladı

Altındaki su kütlesine baktığında, yüzmeyi tamamen unutabileceği

ve sonsuza kadar karanlığa düşeceği düşüncesiyle çok korktu..


O anda yüzme yeteneğini kaybetti

ve düşmeye başladı.


O zaman kednini kurtarmasının tek bir yolu olduğunu fark etti. Kuyruğunu ağzında tutacak ve böylece kendini yukarıda tutabilecekti.


Kuyruğunu ağzıyla tutabilmek için hemen kıvrıldı.

Ne yazık ki omurgası yeterince esnek değildi ve bir çember oluşturamadı.


Ama cesareti kırılmadı.

Defalarca denedi ve hep aynı sonucu aldı.

Bir süre çılgınca çember oluşturmayı deneyerek

kendi etrafında kıvrıldı.


Kuruğunu ne kadar kovalarsa o kadar hızlı uzaklaşıyordu.

Bunu, hiçbir yere varmadığını fark edene kadar bir süre yapmaya devam etti. Hayatı can sıkıcı olmuştu, anlamsızdı ve son derece tekdüzeydi.


Ama durmaktan çok korkmuştu.


Balık bir süre için bile bu çabadan vazgeçerse sonsuz karanlık bir uçuruma düşeceğinden korkuyordu.

Ve kendini kurtarmak için iki kat fazla çabaladı, ama aslında giderek yoruluyor ve bu çabasından hiçbir tat almıyordu.


Kısa sürede korkunç bir ikilemin içinde olduğunu fark etti. Ya uçuruma düşecekti ya da kendi kuyruğunu kovalayacaktı. Her iki seçenek de ona korkunç görünüyordu.


Panik içinde solungaçlarını oynattı ve ölmeye hazırlandı.

Bu arada Büyük Deniz, onun bu çabalarını hüzün ve eğlenceyle karışık duygularla izliyordu.


Büyük denizin sevgisi de enginliği kadar genişti.

Derinlerindeki tüm varlıklara içinde yaşama ve yüzme alanı verirdi.

Hiçbir zaman onları kendi içinde olmaya zorlamazdı; her zaman cömertçe geri çekilir ve hareket edebilmek için kendisini kuyruklarıyla itmelerine izin verirdi.

Ayrıca Büyü Deniz her zaman onları çevrelerdi ve bu onları sıkardı. Büyük Deniz, onların nereye gittiklerini görebilmeleri ve derinliğin tüm harikalarının tadını çıkarabilmeleri için kendini şeffaflaştırmıştı.


Ama sadece kendinin yüzdüğünü sanan bir balık vardı, paniğe kapılmıştı, çılgınca ve hiçbir balığın davranmadığı gibi davranıyordu.


Bu nedenle Büyük Deniz mutsuz balığı yanına çağırdı ve ona, "Sen ne yaptığını zannediyorsun?" diye sordu. Balık, "Kuyruğumu yakalamaya çalışıyorum," diye cevap verdi.


"Bunu uzun süredir yapıyorsun" dedi Büyük Deniz. "Kuyruğuna, yakalamaya çalıştığın ilk andakinden daha fazla yakın değilsin. "O zaman neden çoktan düşmedin?"


"Beni rahatsız etme!" diye terslendi balık.

Meşgul olduğumu görmüyor musun?"


Büyük Deniz,

Benim görebildiğim şey," diye sabırla devam etti,

"Kuyruğunu yakalayamadın, uçuruma düşmedin, ama hala meşgulsün. Bu nasıl oluyor?"


"Aptallık etme," diye cevabı yapıştırdı balık.

"Elbette uçuruma düşmedim çünkü...

"Tanrım, çünkü yüzüyorum."


"Tanrım diyebilirsin," dedi Büyük Deniz.

"Peki, tüm bu saçma çabalarına rağmen, nasıl suda yüzer bir durumda kalabildin ve yüzebildin?"


Bu balık için fazlaydı. Kuyruğunu kovalamaktan vazgeçti ve onunla kimin konuştuğunu görebilmek için çevresine baktı.




Kimseyi göremiyordu... ve bu tuhaftı,

ama kendisi bir şey yapmasa bile suda yüzüyordu.

Sanki görünmeyen bir güç onu o boş alanda, orada tutuyordu.


"İşte böyle," dedi Büyük Deniz.

"Herşeyi kendinin yaptığını sanıyorsun ve tüm bu sürede seni tutanın ben olduğumu asla bilmiyorsun.

Kendimi sana verdim, ama beni unuttun ve kendi amacının peşinde kendini perişan ettin. Benim içimde yaşıyorsun, yüzüyorsun ve bir balık olabiliyorsun. Sana içinde yüzebileceğin yüksekliği, derinliği, genişliği ve kendi nefesimi verdim."


O andan itibaren balık, dünyadaki sularda yaşayan her balıktan daha mutluydu.

Artık amacını ve nereye ait olduğunu biliyordu. Deniz'in sonsuzluklarını keşfetmek için oradaydı.


Ve nereye, isterse yukarıya ve aşağıya, isterse sola ve sağa gitsin Büyük Deniz'in enginliğinin kendisinin önünde açıldığını ve kendisini desteklediğini biliyordu, aniden ve dimdik daldı ve tırmandı, sevinç içinde dans etti. Hakiki elementinin içinde bir canlıydı, kendisinin dışında ve denizin içindeydi ve aslında her zaman orada olmuştu."


Yazar: Alan Watts

Kitap dışındaki görseller Francesco Ungaro ve Ivan Babydov'a aittir.





Featured Posts
Recent Posts
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Classic
  • Twitter Classic
  • Google Classic